0

Mevlid Kandilimiz mübarek olsun dua dostları

-
El Mübelliğ - O, Bildiren ve Duyurandır

El Mübelliğ – O, Bildiren ve Duyurandır

Değerli dua dostlarımız,

Mevlid Kandilimiz mübarek olsun. Kandil gecemizle ilgili faydalı olacağını düşündüğümüz bir derleme yaptık. İnşaallah hayırlı bir şeye vesile olmuşuzdur.

“Ey (örtüsüne) bürünen! (Resûl)!
Kalk, (insanları) uyar.”

Böyle buyurmuştu yaradan O’na. Bizlere de;

“Nitekim kendi içinizden size ayetleri okuyan, sizi arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti öğreten, size bilmediklerinizi öğreten bir Resûl gönderdik.” buyrulmuştu O’nu bize bildirirken.

O’nun vazifesinin sadece tebliğ, daveti ümmet olan insanlığın vazifesinin de itaat olduğu ayrıca vurgulanmıştı.

“Resûl’ün üzerine düşen, sadece tebliğ etmektir. …”

 “De ki: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz artık onun üzerine düşen, sadece kendisine yüklenen (vahyi duyurma ve açıklama görevi)dir… Peygamber’in üzerine düşen apaçık bir tebliğden başkası değildir.”

“Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, (bilin ki) Resûlümüz’ün üzerine düşen ancak apaçık bir tebliğdir (artık sorumluluk size aittir.)”

Emîn olan, Muallim olan, Beşîr olan, Sâdık olan Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz aynı zamanda Mübelliğ, yani tebliğci idi. Allah(c.c)’tan aldığı mesajın, aynen insanlara ulaştırılmasıyla yükümlüydü. Böyle olmakla beraber tebliğin, sıradan bir ulaştırma, mesajı yalnızca duyurma demek olmadığı da aşikârdı. O, bunun farkındaydı ve yapacağı tebliğin zihnindeki anlamının aynen alıcının zihninde de yerini alması gerektiğini biliyordu. Bunun gerçekleşmesi ise, kaynak kişi ve alıcı arasındaki kesintisiz iletişimin sağlanması ile mümkündü. Kesintisiz iletişim süreci de eğitim–öğretim süreci ile benzeşmekte ve bir eğitim-öğretim sürecini beraberinde getirmekteydi. Zaten tam bu nedenle de O, el-Muallim’di. Zira Peygamber (sas) Efendimizin tebliğ sürecini incelediğimizde, tebliğ görevini tam olarak bir eğitim-öğretim sürecini işleterek gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Aslında da’vet, tebliğ ve irşad kavramlarını birlikte değerlendirmek lazımdır. Da’vet dünya üzerinde ki tüm insanlaradır ve bu grup Ümmet-i Da’vet olarak, bunların içerisinde olup Peygamber(sas) Efendimizin davetini tanıyıp ona icabet etmiş olanlar ise Ümmet-i İcabet olarak vasıflandırılmaktadırlar.

Da’vet ve Tebliğ kavramları Ümmet-i Davet’e yapılan çağrılar hakkında kullanılmaktadır. Da’vet’in özünü İslam oluşturmaktadır ve temelinde İslami gerçeklere çağrı yatmaktadır. Tebliğ’de de Allah(c.c)’ın emirlerini Allah(c.c)’ın kullarına duyurmak özelliği söz konusudur ve tebliğ yapan kişiye Mübelliğ denilir. İrşad da ise muhatab mü’minlerdir ve Allah(c.c)’ın emirleri doğrultusunda hayatı tanzim edici, dünyevi ve uhrevi istikamet verici, yol gösterici çalışmalardır.

Peygamber(sas) Efendimiz şahsında topladığı bu üç özellik ile insanları İslam’a davet etmiş, Allah(c.c)’ın kendisine bildirdiği emirleri ne bir eksik, ne bir fazla, tam olarak insanlara tebliğ etmiştir. Tam bir cahiliye dönemi yaşayan insanlığı eğiterek ve irşad ederek, kafalarını, kalplerini aydınlatmış, düşünme, anlama, kavrama, seçme, karar verme yeteneklerini geliştirerek hayatlarına dünyevi ve uhrevi bir istikamet vermiş, fıtratlarını koruyup geliştirmelerine, kültürel anlamda insanlaşmalarına rehberlik etmiş, yaşamlarına Allah(c.c)’ın rızasına kavuşmak gayesini aşılamıştı. Bu rehberliğiyle, Araf suresi 157’nci ayeti kerimede tarif edildiği üzere, O, “onlara iyiliği emredip, kötülükten menetmiş, …Onlardan ağır yükü ve üzerlerinde olan zincirleri, zor teklifleri kaldırmıştı…”

Bütün hayatını özetlercesine, Veda Haccında irad ettiği hutbesinde de tebliğine devam etmiş, yaptıklarını anlatarak;

Allah(c.c)’ın tek olduğu, eşi ve ortağı olmadığını, Muhammed(sas)’in O’nun kulu ve resulü olduğunu,

Herkesin yaptıklarından ve yapmadıklarından sorgulanacağını,

Eski sapkınlıklarına dönmemelerini, birbirlerinin boyunlarını vurmamalarını,

Faizin, cahiliye devri adetlerinin, kan davasının kaldırıldığını, Zina ve Hırsızlığın yasaklandığını,

Kadın haklarının gözetilmesini, bu konuda Allah(c.c)’tan korkmalarını,

Allah(c.c)’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamberin sünnetini emanet bıraktığını, onlara uyulmasını,

Müslümanların kardeş olduklarını, bütün insanların eşit olduğunu, üstünlüğün sadece takvada olduğunu,

Tekraren tebliğ etmiş ve dinleyenlerine “Beni sizden sorduklarında ne diyeceksiniz?” diye sormuş, “Allah(c.c)’ın elçiliğini ifa etiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz.” cevabını almıştı.

Bunun üzerine Peygamber(sas) Efendimiz üç defa “Şahit ol Ya Rab” diyerek sözlerini ve görevini tamamlamıştı.

Rabbimiz! Bizleri Elçin, Habib-i Edib’in, Tebliğcin Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin bildirdiklerine uyan, uygulayan ve kendinden sonrakilere aktarabilenlerden eyle. Amin…

 

Bu gece kalbimize bir güneş doğdu!

Bu gece Mevlid Kandili; neler yapılmalı? Mevlid Kandilini nasıl geçirmeliyiz?

Mevlid Kandili Duası

 

 

0

Bu gece kalbimize bir güneş doğdu! (Mevlid Kandiline dair güzel bir yazı)

-

Bu gece kalbimize bir güneş doğdu!
Yıllardan milâdî 571. Aylardan Rebîülevvel ayı. Ayın on ikinci gecesi. Günlerden Pazartesi. Evlerden Mekke’nin en şerefli, en mütevazı, en sakin, en huzurlu evi. Vakitlerden, vakitlerin sultanı, zamanların en şereflisi seher vakti.

Şu karşıladığımız gecenin seher vakti, o şerefli gecenin sene-i devriyesi.

Kâinat ve kâinatın her bir zerresi görülmemiş bir sevince gark oldu o gece. Karanlıklar bir anda nurla yırtıldı, doğudan batıya her yer nurla doldu. Putlar devrildi. Bin yıldan beri yanan Mecusî ateşi söndü. Kutsanan Save Gölü bir anda kurudu. İran’da Kisrâ’nın sarayının on dört sütunu çatır çatır yıkıldı. Gökten bir yıldız doğdu ve yıldızlar salkım saçak yere doğru eğildiler.

Çünkü o an, kâinata şan ve şeref veren, Kâinatın Efendisi, dünyanın ve âhiretin Güneşi Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm dünyaya teşrif buyurdu.

Kutlu anne Hazret-i Âmine validemiz anlatıyor:

“Hamileliğimin altıncı ayında bir gece rüyamda karşıma bir zat çıkıp dedi ki: ‘Ya Âmine, bil ki sen, âlemlerin hayrına hamilesin. Doğduğunda ismini Muhammed koy. Halini hiç kimseye bildirme.

“Doğum zamanı gelmişti. Kayınpederim Abdulmuttalip, Kâbe’yi tavafa gitmişti. Evdeydim. Birden kulağıma müthiş bir ses geldi. Korkudan eriyecek gibi oldum. Bir de ne göreyim: Bir beyaz kuş peydahlanıp yanıma geldi. Ve kanadıyla arkamı sıvazladı. O andan itibaren bende ne korku, ne kaygı hiçbir şey kalmadı.

“Yanıma bir göz attım: Bana bir ak kâse içinde şerbet sunuyorlar. Kâseyi dikip içer içmez beni bir nur denizi sardı. Ve Muhammed dünyaya geldi.
(more…)

0

Bu gece Mevlid Kandili; neler yapılmalı? Mevlid Kandilini nasıl geçirmeliyiz?

-
Mevlid kandilinde neler yapılmalı

Mevlid kandilinde neler yapılmalı

Rebîulevvel ayının 12’nci gecesi, senenin ilk kandili olan Mevlid Kandili’dir.

Mevlid Gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:

- Tövbe etmek: Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz. Diğer kutlu zamanlar gibi Mevlid gecesi de, özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tövbe edip bağışlanma dileme, kendimizi ve irademizi yenileme zamanıdır. Tövbe, işlediğimiz hatalardan dolayı Yüce Mevla’nın huzurunda mahcubiyet ve pişmanlık duyma, günahlara bir daha dönmemek üzere yüz çevirme, hayatımızda yeni ve tertemiz bir sayfa açmaya karar verme demektir. Tövbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir.

- Salat ü selâm okumak: Peygamberimiz (S.A.V.)’e hiç olmazsa bir tesbih salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve’s-selamü aleyke ya Resûlallah” demeliyiz.

- Kur’an-ı Kerîm okumak veya dinlemek: Böyle mübarek bir gecede yapacağımız ibadetlerin en önemlisi Kur’an-ı Kerim’i okumak, dinlemek ve anlamı üzerinde düşünmektir. Çünkü Kur’an-ı Kerîm Cenâb-ı Hakk’ın insanlığa son mesajıdır. O’nun iyi anlaşılması ve uygulanması halinde insanlık mutlu olacaktır.

Ondört asırdan beri okunan Kur’an, insanı dinamizme çağıran, aklın ve gönlün şifa kaynağı, ilim ve irfan menbaıdır. O, anlaşılmak ve insanlığa rehber olmak için gönderilmiştir. Bu itibarla sadece okumayı öğrenmekle ve okumakla yetinilmeyip içeriğinin de bilinmesi, Kur’an’ın ne anlattığının kavranılması, hatta onun kendi hayatımıza da yansıtılması gerekir.

- Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin hayatını ve ahlakını okuyup iyice anlamak. Mevlid Gecesini idrak edip ihya ederken bir de şu hususu iyice tefekkür etmemiz gerekir. Mevlid Gecesi neden mübarek, büyük bir gece oldu? Evet neden? Çünkü Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu gece dünyayı şereflendirdi de ondan… O halde bu mübarek gecede Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ile olan ilgi ve alâkamızı, münasebetimizi iyice gözden geçirmemiz gerekiyor. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sünnetin şahsi hayatımıza, iş hayatımıza ve ev hayatımıza uygulayabiliyor muyuz?
(more…)