0

DUA

-

Prof. Dr. Nebi Bozkurt
Kur’ân’da iki yüz kadar âyet dua ile ilgili­dir. Kur’ân’ın ilk sûresi Fatiha bizzat Cenâb-ı Allah’ın kullarına öğrettiği bir dua özelliği taşır. Bu sûre-i celilede Yüce Allah kulun nasıl dua etmesi gerektiğini de gös­termiş olmaktadır. Buna göre, duada önce Allah’a hamd edip, O’nu övgüyle anmak gerekir; sonra Allah’tan bağışlanma, mağ­firet gibi manevi isteklerde bulunma, sonra dünyevi nimetler için dilekte bulunma gelmelidir. Fatiha’da bir insan için nimetle­rin en önemlisi olan, hidayete erdirmesi, sapmış insanların yolundan uzak bulun­durması için Yüce Allah’a yalvarılması ge­rektiği de vurgulanır.

Hz. Peygamber’in bir hadisine göre dua, ibadetin özüdür. Aslında, namaz da dua anlamına gelmektedir. Dua, sözlükte çağırma anlamına gelmekle birlikte onda daima bir tazim, tazimle birlikte istekte bulunma anlamı vardır. Namaz da tazimin en üst noktasıdır. Hz. Peygamber’in bildirdiğine göre secde kulun Allah’a en yakın olduğu zamandır. Dua, kulun hiçliğini, yoksulluğunu ve Allah’ın yardımına olan ihtiyacını hissetmesidir. Secde bunun en açık biçimde gerçekleştiği andır. Secdede ve ibadetlerin diğer rükunlerinde söylenen ifadeler de açıkça değilse bile zımnen bir mükafat ve sevap temennisi içermesi sebebiyle dua sayılmışlardır.
(daha fazla…)

0

Duasıyla geliyorum

-

dua

Yarabbi sana Meryem in temizliğiyle gelmek istiyorum. Günahlarla kirlenmeme izin verme.

Sana Musa nın duasıyla geliyorum. Şeytana uymam için peşimden koşanlardan kurtar beni.

İsmail in tefekkürüyle boynumu büküyorum. Beni ve soyumu sana kul olarak yaşat.

Sana İbrahim in şevkatiyle geliyorum. Sana gelmeme engel olan şeyleri bana gösterki onları kurban edeyim.

Sana İsanın ruhuyla geliyorum.Beni katına almanı diliyorum.

Sana yunusun duasıyla yalvarıyorum. Beni yutan nefsimi karanlıklardan kurtarmanı bekliyorum. Beni selamet sahiline ulaştır.

Sana Yusuf un gömlegiyle geliyorum. Beni düştügüm ümitsizlik kuyusundan çıkarmanı diliyorum.

Sana Muhammed in(asm) kullugu ve aşkıyla geliyorum. Ubudiyetimi Miraç ın sırrıyla taçlandırmanı diliyorum

amin…amin…amin

0

Dua etmiyoruz ki tutsun

-

Sevgili Hüseyin Öztürk, o kendine özgü delişmen tavrıyla soruyor (“sorguluyor” mu demeliydim?); “Niye dualarımız kabul olmuyor, bir söyleyin Allah aşkına ne var yahu?” diye.

Tutmaz dostum, niye tutsun ki? Usulüne uygun yazılmayan bir dilekçe dahi, yazıldığı makam ne kadar kıytırık olursa olsun kabul edilmezken, şartlarına riayet edilmeyen dua nasıl tutsun?

Dua, Allah’a çıkarılmış davettir.
Dua, insanın acziyet itirafıdır.
Dua, insanın kendi kendine yetmediğini bilmesidir.
Dua, insanın iki ayaklı bir yürek olup tepeden tırnağa ‘istemek’ kesilmesidir.
Dua vargücünü, olanca çabasını harcayıp bitiren insanın Allah’a saldığı “imdat” sayhasıdır.

Yürekten “Bittim Ya Rab!” diyene “Dayan, yettim kulum!” diyecektir Allah.
(daha fazla…)

0

DUA, KULLUK VE TEVEKKÜL

-

Dua, kulluğun çok azim bir sırrı… Hatta kulluğun ruhu hükmünde…  Duanın te’siri de çok azim… (1) Bir de üstüne, Rabbimizin bizlere söylediği “De ki, (Ey insanlar) duanız olmazsa Rabbimin yanında ne ehemmiyetiniz var?”(2) mealindeki ayet-i kerimesi de olunca, eh o zaman bize ne düşüyor? O’nun kapısından başka kapılardan bir şeyler beklememek… Neden mi? Çünkü O Rabbimiz bizi kendisine hiçbir şey olmasa bile dua etmemiz konusunda ikaz ediyor ve kendisine dua ettiğimizde bu duamıza icabet edeceğini, cevap vereceğini söylüyor (3). Hem de bizleri ancak ve ancak ubudiyet için yarattığını da yine kendi kitabında belirtiyor (4).

Sevgili Peygamberimiz (ASM) de bu hususu bir hadis-i şeriflerinde: “Siz Allaha hakkıyla tevekkül etseydiniz, Allah sizi kuşlar gibi sebepsiz yerden rızıklandırırdı. Nasıl ki onlar sabah yuvalarından aç olarak çıkarlar ve akşam olduğunda tok olarak dönerler” (5) diyerek daha da açık hale getirmektedir.

Zaten Rabbimiz daha önce kullarına ne kadar nankör de olsalar türlü türlü ni’metlerini göndermemiş miydi? Benî İsrail’e, gökten pişmiş bıldırcın eti ve kudret helvası göndermiş,  ama yine onlar nankörlük edip, Musa (AS)a; “Rabbine söyle de bize başka yiyecekler göndersin” demişlerdi maalesef(6).

Hem biz O Rabbül Âlemin olan Mevlâmızı “Ve hüve alâ külli şey’in Kadîr” diye bilmiyor muyuz? Zâten böyle bilmiyorsak, el iyâzübillah, halimiz harap demektir ki, bu durumda da yine Rabbimize el açmamız gerekir… O, bize her şeyimizi lûtfeden, bizi yokluk âlemlerinden çıkarıp var eden, bize türlü ni’metleriyle kendini tanıttırmak için bizleri âdeta ni’metlerine gark eden Rabbül Âlemin değil mi ki, O’ndan başka kapı arayalım (7)?
(daha fazla…)

1

Zaten hayat da uzun bir duadır!

-

Hani bir büyük sıkıntı anında kırılır ya, yüreğinizdeki bütün aynalar:Kırılırda hani, kırık aynalarda oynaşır ya hayalleriniz.
Ümitleriniz tökezler de hani, tereddütlere düşersiniz ya kimi zaman:Çırpınırsınız…

Hani çırpınırken uzanacak bir dost eli ararsınız, fakat bulamazsınız bir türlü; ve kala kalırsınız ya hani dertlerinizle baş başa, kimsesiz, dostsuz…
Ozaman bilin ki Allah kimsesizlerin kimsesidir… Bilin ki Allah dosttur: “Dost istersiniz Allah yeter!”

Hani en soluksuz deminizde hayallerinizin kıyısına çömelip başınız ellerinizin arasında sevginize ağıt yakarsınız ya…

Hani çözümsüzlüğe çaresizliğe tıkanır da uçan kuştan teselli arar hale gelirsiniz ya bazen…

Hani yıllarınızı verdiğiniz yerde soluksuz kalıp yıllara kurban olursunuz da bir türlü anlaşılamamanın hicranına düşersiniz ya…

Hani kuşlar şen çığlıklarla uçup geçerken üstünüzden bir Zümrüd-ü Anka olup onlarla birlikte uçmak istersiniz ya: Uçmak değil, kendinizden kaçmak…
(daha fazla…)