0

Her Daim Rabbimize sığınabilelim dua dostları.

-

 

İçin mi daralıyor? O biliyor.
 ♦ Ya Fettâh! de.

Huzursuz mu oluyorsun? O görüyor.
 ♦ Ya Selâm! de.

Canın mı yanıyor? O'na sığın.
 ♦ Ya Habîr, Ya Hakîm, Ya Hasîb! de.

Gönlün mü kırık? O'na dayan.
 ♦ Ya Cebbâr, Ya Veliyy! de.

Günahların mı var? O'na yönel.
 ♦ Ya Tevvâb, Ya Ğaffâr, Ya Afüvv! de.

Şükretmek mi istiyorsun? O'na secde et.
 ♦ Ya Bedî! de.

Kimse seni anlamıyor değil mi? O seni bekliyor.
 ♦ Ya Semi, Ya Mucîb! de.

Ve seni yaratan RABBİNE;
 ♦ Ya Vedûd..! Sen'i seviyorum. de.

 

||||| 0 Beğendim |||||
0

Zilhicce Ayınızı tebrik ederiz

-

Dua dostları bu ay yapacaklarımızla ilgili şu kısa bilgiyi paylaşmak istedir;
Hüneyde İbnu Hâlid hanımından, o da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın zevcelerinden birinden anlatıyor:
“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Zilhicce’den dokuz günle Aşûra günü oruç tutardı. Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı.”
[Ebu Dâvud, Savm 61, (2437); Nesâî, Savm 83, (4, 220)]

Açıklama: Bu hadis, zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutmanın faziletli ameller arasında olduğunu belirtmektedir. Bazı rivayetlerde “dokuz” değil, “on” denmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (Zilhicce’den) on günü, her aydan üç günü: Pazartesi ve iki perşembeyi oruçlu geçirirdi.” (Bakınız: Kütüb-i Sitte, C. 9, s. 472)

Bu on günün hepsinde oruç tutamayacak olanların ilk on günün orucunu tümden terk etmemelerini tavsiye ederiz. Hiç olmazsa kendinizi hazır hissettiğiniz günlerde oruç tutmanız ahiret menfaatinizedir.

||||| 0 Beğendim |||||
0

Mü’minin Mü’mine karşı en büyük yardımı?

-

Ülkemizin nadide alimlerinden nur içinde yatsın Üstad Bediüzzaman Said Nursi ne güzel ifade etmiş;

Şu âlemde mü’minin mü’mine karşı en büyük yardımı dua iledir.
mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı

mü’minin mü’mine karşı en büyük yardımı

||||| 0 Beğendim |||||
0

Âyet-el kürsinin fazileti

-

Âyet-el kürsinin fazileti çoktur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Âyet-ül kürsi âyetlerin seyyididir. Bir yerde okununca şeytan orada tutunamayıp mutlaka çıkar.) [Hâkim]

(Âyet el kürsi, Kur’an-ı kerimin dörtte biridir.) [Ebu-ş-şeyh]

(Evinde, Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez. Nazar değmez.) [Deylemi]

(Yatarken Âyet-el kürsi okuyana, şeytan yaklaşamaz.) [Şevahid-ün-nübüvve]

(Her farz namazdan sonra Âyet-el kürsiyi okuyanın Cennete girmesi için hiçbir engel yoktur.) [Nesai, İbni Hibban, Beyheki Taberani]

(Evinden çıkarken Âyet-el kürsi okuyana, yetmiş melek, evine dönünceye kadar dua ve istiğfar eder.) [Ey oğul ilmihâli] (Araçlara binince de Âyet-el kürsi okumak kazayı belayı önler.)

Âyet-el kürsiyi ihlas ile okuyanın, insan ve hayvan hakları ve farz borçlarından başka bütün günahları af olur. Yani tevbeleri kabul olur. (İslam Ahlakı)

Hazret-i Ali, (Kabir azabından kurtulmak için, Âyet-el-kürsiyi çok okumalı) buyuruyor. (Zühre-tür-Riyaz)

Ey Oğul İlmihali’ndeki hadis-i şerifler de şöyledir:
(Namazdan sonra, Âyet-el kürsiyi okuyana her harfi için 40 sevap verilir.)

(Bir kişi namazdan sonra hemen bir defa Âyet-el kürsiyi okusa, o âyet Arş-ı alaya kadar gider ve orada durmadan hareket ederek “Ya Rabbi, beni okuyan kulunu affet!” der. Hak teâlâ, mekandan ve cihetten münezzeh olarak “Ey meleklerim, şahit olun, namazdan sonra Âyet-el kürsiyi okuyan kulumun günahlarını affettim” buyurur.)

(Evinden çıkarken Âyet-el kürsi okuyana, 70 melek, evine dönünceye kadar dua ve istiğfar eder.)

(Farz namazı bitirdikten sonra, bir kere Âyet-el-kürsiyi okuyup, 33 kere Sübhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere Allahü ekber, bir kere de La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehülmülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir diyenin günahlarını Hak teâlâ affeder.)

||||| 0 Beğendim |||||
0

Berat, rahmet ve mağfiret gecesidir

-
Berat, berâet kelimesinin Türkçedeki kullanılışı olup, berî olma, aklanma, temiz ve suçsuz çıkmak demektir. Kamerî aylardan olan Şaban ayının on beşinci gecesini değerlendirenler de tövbe ve istiğfarlarla günahlardan temizlenip, arındıkları için o geceye Berat Gecesi anlamında “Leyle-i Berat” denilmiştir.

Bu gecenin dört adı vardır. “Mübarek gece”, “Berae gecesi”, “Sakk gecesi” ve “Rahmet gecesi”. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir senet yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mü’min kullarına beraet yazar. Berat Gecesi’nde, yaratılmışların bir yıl içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, yaşayıp yaşamayacaklarına, ecellerine ve benzeri hususlardaki bilgilerin Cenab-ı Hakk tarafından uygulanmak üzere meleklere intikal ettirildiği bildirilmektedir.

Sahih bir hadise dayandırılmamakla beraber bu gecenin mübarek bir gece olduğu ve bir ibadet şekli belirlemeden değerlendirilmesinde büyük faziletlerin bulunduğu alimler tarafından genellikle kabul edilmiştir. Zira Duhan Sûresi’nde sözü edilen (44/3-5) “mübarek bir gece”den maksat her ne kadar çoğunlukla ve sahih görüşe göre Kadir Gecesi ise de, bunun Şaban’ın onbeşinci gecesi olduğu görüşünde olanlar da vardır. Bu gecede Allah Teâlâ, gelecek senenin Berat Gecesi’ne kadar bir senelik işleri tedbîr, takdir ve tayîn eder. O yıl içinde ölecek olanların isimleri yaşayanların defterinden, ölüler defterine geçirilir. O sene hacca gidecekler yazılır. Hiçbir şey tedbîr, tayin ve yazılandan fazla veya noksan olmaz. Müslümanlar tarafından bu gecenin derin bir saygı ve heyecan ile kutlanmasının sebebi budur. Bu geceye mağfiret gecesi de denmiştir. Çünkü bu gecede pek çok kimseyi Cenab-ı Hakk’ın affedeceği Peygamberimiz tarafından bildirilmiştir. Peygamberimiz bu geceyi ibadetle geçirmiştir.

Beyhakî’nin Alâ b. el-Haris kanalıyla rivayet etmiş olduğu bir hadiste Hz. Aişe (r.anha) şöyle demiştir: “Peygamberimiz (sas) bir gece kalktı namaz kıldı. Secdeyi öyle uzattı ki secdede öldü sandım. Bunu görünce kalktım. Elimle ayağına dokununca kımıldadı (sevindim) ve yerime döndüm. Secdede şöyle niyaz ettiğini duydum:

(daha&helliip;)

||||| 0 Beğendim |||||
0

Mübarek Üç Ayların Önemi ve Fazileti

-

Üç Aylar, kamerî aylardan Recep, Şâban ve Ramazan aylarıdır. Bu mübârek aylardan birincisi olan Receb’in mânevî değerine, Kur’an-ı Kerim’de ve sevgili Peygamberimiz’in hadis-i şeriflerinde işaret buyurulmuştur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır. Bu, dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin…”(1)

Bu Âyet-i Kerime’de işaret buyurulan “haram ayları”nın Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğunu Peygamberimiz (s.a.s.) şu hadis-i şerifleriyle açıklamışlardır: “Muhakkak ki zaman Allah’ın yarattığı günkü şekliyle olup akıp gitmektedir. Sene oniki aydır. Onlardan dördü haram aylardır. Bunlardan üçü peşpeşedir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem, bir de Cemaziyelâhir ile Şâban ayları arasında olan ve Mudar Kabilesi’nin ayı Recep’tir. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) Üç Aylar hakkında şöyle buyururlar: “Recep Allah’ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”(3) “Ey Allah’ım! Recep ve Şâbanı bize mübârek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.”(4) Recep ayı, gerek İslâm’dan önce, gerekse İslâm’dan sonra mukaddes bilinen bir aydır. İslâm dini gelmeden önce bu ay girer girmez, Arap kabileleri arasında harp etmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes bu ayda kendisini emniyet ve selâmette hissederdi. İslâm güneşinin doğmasından sonra da -ilâhi hikmet ve takdir gereğince- bu aya olan hürmet devam ettirildi. Bu ay Regaib ve Mirac gibi mübârek geceler ve ilâhi tecellilerle şereflendirildi. Ülkemizde de asırlardır bir “Üç Aylar” geleneği oluşmuş Ramazan’a hazırlık bununla başlar hale gelmiştir.
(daha&helliip;)

||||| 0 Beğendim |||||