0

HZ. ÖMER’İN (RA) BİR YALVARIŞI

-

Ya İlahi! Şüphesiz ben katı kalpliyim. Rıza-yı Şerifini ve ahiret yurdunu talep etmek gayesiyle hakka uyarak sana itaat edenler için, beni yumuşat. Zulmetmemek, haklarında tecavüzde bulunmamak şartıyla düşmanlarına, bozgunculara ve münafıklara karşı sert ve şiddetli olmamı nasip et.

İlahi! Muhakkak ki, ben çok cimriyim. İsraf etmeden, har vurup harman savurmadan, riyasız(riya; gösteriş) ve süm’asız(süm’a: samimiyetsizce söylenen söz) olarak, şuurlu bir şekilde, iyi işlerde beni cömert yap. Bununla, rızanı ve saadet yurdunu gaye edinmemi müyesser eyle.

Allahım! Müminler için alçak gönüllü, yumuşak huylu olmamı ihsan buyur.

İlahi! Çok gafil, çok unutkanım. Her halükarda seni zikretmemi, ölümü hatırlamamı ilham eyle.

İlahi! Sana kulluk ve itaat hususunda çok zayıfım. Taatinde neşe lütfet.

İlahi! Tam ve sağlam bir imanda, iyilikte, takvada, huzurunda yüce makamının anmada, Senden hâyâ etmede beni sabit kıl. Seni razı edecek hususlarda, huşu ve nefis muhasebesinde vakti değerlendirmeyi, şüpheli olan şeylerden sakınmayı bahşeyle.

Ya İlahi! Dilimin Kitab-ı Keriminden okuduğu şeyler hususunda düşünceli ve tedbirli olmamı, onu iyice anlamamı, manalarını tam olarak bilmemi, ibret nazarı ile bakmamı, hayatta oldukça onunla amel etmemi lütfeyle. Şüphesiz ki, Sen her şeye kâdirsin.

Not: Hz. Ömer’in ilk halife seçildiğinde ettiği bu duayı, İslam Düşüncesi Dergisinin 5. sayısından(Yıl: 1967), Süleyman Uludağ beyin tercümesinden naklettik.

cevaplar.org/

0

İMAM ŞAFİİ HAZRETLERİNİN ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ YAKARIŞI

-

İmam Müzeni anlatıyor: İmam Şafii’yi hastalığında yoklamaya vardım. Ve “nasıl sabahladın?” dedim. Şöyle dedi; “Şu halde sabahladım ki; dünyadan gidiyorum, dostlara veda ediyorum. Ölüm bardağını içtim. Fena amellerime kavuştum. Rabbimin huzuruna varıyorum. Bilmiyorum ki, ruhum cennete mi gider ki sevineyim yahut cehenneme mi gider ki acınayım? Böyle dedi, sonra şu beyti söyledi;

“Velemma kasâ kalbi vedâ kat mezâhibi.

Cealtü’reca minni biafvike sülleme.

Teazameni zenbi felemma karentühu

Biavfike Rabbi kâne afvüke a’zama.

Fema zilte zi afvin aniz’zenbil lemtezel.

Tecûdu ve ta’fu minneten ve tekerrüma

Felevlâke lem yeslem min İblise abidün.

Ve keyfe vekad ağva safiyyeke ademâ”

Meali:

Ey Rabbim! Kalbimin katılaştığı ve gidecek yolların daraldığı vakitte, ümidimi affına merdiven kıldım. Günahım pek büyük göründü. Fakat affın ile yanaştırdığımızda, affın daha büyük olu. Sen günahtan af sahibi olmadan zail olmadın. Cömertçe vermede, ikram ve ihsan etmede daim oldun. Eğer Senin lütf u hidayetin olmasaydı, hiçbir abid şeytandan selamette kalamazdı. Nasıl selamette kalır ki, o şeytan, mazhar-ı safvetin olan Hz. Âdem’i bile aldattı.

Kaynak:

Büyük İnsanlar-Abdullah Develioğlu, Şahsi Basım, tarihsiz.

Semih Yıldız /cevaplar.org

0

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin yakarışı

-

Bediuzzaman hzEy Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Bilmüşahede, göre göre, gayet sür’atle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.

O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, kat’î bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.
(daha fazla…)

0

Abdülkadir-i Geylani Hazretlerinin Duası

-

Gavs-ı Azam Abdülkâdir-i Geylânî Hazretlerinin Füyuzât-ı Rabbâniye fî Evrâd-ı Kâdiriyye İsimli Duasından Bir Bölüm*

اَللّٰهُمَّ اهْدِنَا بِنُورِكَ إِلَيْكَ، وَأَقِمْنَا بِصِدْقِ الْعُبُودِيَّةِ بَيْنَ يَدَيْكَ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ أَلْسِنَتَنَا رَطْبَةً بِذِكْرِكَ، وَنُفُوسَنَا مُطِيعَةً لِأَمْرِكَ، وَقُلُوبَنَا مَمْلُوءَةً بِمَعْرِفَتِكَ، وَأَرْوَاحَنَا مُكَرَّمَةً بِمُشَاهَدَتِكَ، وَأَسْرَارَنَا مُنَعَّمَةً بِقُرْبِكَ، وَارْزُقْنَا زُهْداً فِي دُنْيَاكَ، وَمَزِيداً لَدَيْكَ، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، يَا مَنْ لاَ يَسْكُنُ قَلْبٌ إِلَّا بِقُرْبِهِ وَقَرَارِهِ، وَلاَ يَحْيَى عَبْدٌ إِلَّا بِلُطْفِهِ وَإِبْرَارِهِ، وَلاَ يَبْقَى وُجُودٌ إِلَّا بِإِمْدَادِهِ وَإِظْهَارِهِ، يَا مَنْ أٰنَسَ عِبَادَهُ الْأَبْرَارَ، وَأَوْلِيَاءَهُ الْمُقَرَّبِينَ الْأَخْيَارَ، بِمُنَاجَاتِهِ وَأَسْرَارِهِ، يَا مَنْ أَمَاتَ وَأَحْيَا وَأَقْصَى وَأَدْنَى وَأَسْعَدَ وَأَشْقَى وَأَضَلَّ وَأَهْدَى وَأَفْقَرَ وَأَغْنَى وَأَبْلَى وَعَافَى وَقَدَّرَ وَقَضَى، كُلٌّ بِعَظِيمِ لُطْفِ تَدْبِيرِهِ وَسَابِقِ إِقْدَارِهِ، رَبِّ أَيَّ بَابٍ أَقْصِدُ غَيْرَ بَابِكَ، وَأَيَّ جَنَابٍ أَتَوجَّهُ إِلَيْهِ غَيْرَ جَنَابِكَ، أَنْتَ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَ بِكَ، رَبِّ إِلَى مَنْ أَقْصِدُ وَأَنْتَ الرَّبُّ الْمَقْصُودُ، وَإِلَى مَنْ أَتَوَجَّهُ وَأَنْتَ الْحَقُّ الْمَعْبُودُ، وَمَنْ ذَا الَّذِي يُعْطِينِي وَأَنْتَ صَاحِبُ الْكَرَمِ وَالْجُودِ، رَبِّ حَقِيقٌ عَلَيَّ أَنْ لاَ أَشْتَكِيَ إِلَّا إِلَيْكَ، وَلاَزِمٌ عَلَيَّ أَنْ لاَ أَتَوَكَّلَ إِلَّا عَلَيْكَ، يَا مَنْ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ، يَا مَنْ إِلَيْهِ يَلْجَأُ الْخَائِفُونَ، يَا مَنْ بِكَرَمِهِ وَجَمِيلِ عَوَائِدِهِ يَتَعَلَّقُ الرَّاجُونَ، يَا مَنْ بِسُلْطَانِ قَهْرِهِ وَعَظِيمِ رَحْمَتِهِ وَبِرِّهِ يَسْتَغِيثُ الْمُضْطَرُّونَ، يَا مَنْ لِوُسْعِ عَطَائِهِ وَجَمِيلِ فَضْلِهِ وَنَعْمَائِهِ تُبْسَطُ الْأَيْدِي وَيَسْأَلُهُ السَّائِلُونَ، رَبِّ اجْعَلْنِي مِمَّنْ تَوَكَّلَ عَلَيْكَ، وَأٰمِنْ خَوْفِي إِذَا وَصَلْتُ إِلَيْكَ، وَلاَ تُخَيِّبْ رَجَائِي إِذَا صِرْتُ بَيْنَ يَدَيْكَ، يَا قَرِيبُ يَا مُجِيبُ يَا سَمِيعُ ‏*‏
اَللّٰهُمَّ إِنَّا ضَالُّونَ فَاهْدِنَا، وَإِنَّا فُقَرَاءُ فَأَغْنِنَا، وَإِنَّا ضُعَفَاءُ فَقَوِّنَا، وَإِنَّا مُذْنِبُونَ فَاغْفِرْ لَنَا، يَا نُورُ يَا هَادِي يَا غَنِيُّ يَا قَوِيُّ يَا غَفُورُ يَا رَحِيمُ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ بِرُوحٍ مِنْ عِنْدِكَ أَيِّدْنَا، وَمِنْ عِلْمِكَ الْمَكْنُونِ عَلِّمْنَا، وَعَلَى دِينِكَ الَّذِي ارْتَضَيْتَهُ ثَبِّتْنَا، وَاجْعَلْنَا مِمَّنْ سَبَقَتْ لَهُ مِنْكَ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِي الدُّنْيَا طَاعَتَكَ وَالْفِرَارَ عَنْ مَعْصِيَتِكَ، وَفِي الْأٰخِرَةِ جَنَّتَكَ وَرُؤْيَتَكَ وَالسَّلاَمَةَ مِنْ عُقُوبَتِكَ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ أَحْيِنَا مُؤْمِنِينَ طَائِعِينَ وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ تَائِبِينَ، وَاجْعَلْنَا عِنْدَ السُّؤَالِ ثَابِتِينَ، وَاجْعَلْنَا مِمَّنْ يَأْخُذُ الْكِتَابَ بِالْيَمِينِ، وَاجْعَلْنَا يَوْمَ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ أٰمِنِينَ، وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا عَلَى الصِّرَاطِ الْمُسْتَقِيمِ، وَأَدْخِلْنَا بِرَحْمَتِكَ وَكَرَمِكَ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ، وَنَجِّنَا بِعَفْوِكَ وَحِلْمِكَ مِنَ الْعَذَابِ الْأَلِيمِ، يَا بَرُّ يَا رَحِيمُ يَا حَلِيمُ يَا كَرِيمُ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ إِنَّا أَصْبَحْنَا لاَ نَمْلِكُ لِأَنْفُسِنَا دَفْعاً وَلاَ رَفْعاً وَلاَ ضَرّاً وَلاَ نَفْعاً، فُقَرَاءُ لاَ شَيْءَ لَنَا، ضُعَفَاءُ لاَ قُوَّةَ لَنَا، وَأَصْبَحَ الْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ وَأَمْرُ كُلِّ شَيْءٍ رَاجِعٌ إِلَيْكَ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ وَفِّقْنَا لِمَا بِهِ أَمَرْتَنَا، وَأَعِنَّا عَلَى مَا بِهِ كَلَّفْتَنَا، وَأَغْنِنَا عَنْ كُلِّ شَيْءٍ بِفَضْلِكَ وَرَحْمَتِكَ، وَاجْبُرْ كَسْرَنَا وَمَا فَاتَ مِنَّا بِعِنَايَتِكَ وَكَرَمِكَ، وَأَيِّدْنَا بِالتَّوَجُّهِ إِلَيْكَ بِحَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ، يَا مَلِكُ يَا قَدِيرُ يَا سَمِيعُ يَا بَصِيرُ ‏*‏
اَللّٰهُمَّ مَا قَصُرَ عَنْهُ رَأْيُنَا وَلَمْ تَبْلُغْهُ مَسْأَلَتُنَا مِنْ خَيْرٍ وَعَدْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ خَيْرٍ أَنْتَ مُعْطِيهِ أَحَداً مِنْ عِبَادِكَ، فَإِنَّا نَرْغَبُ إِلَيْكَ فِيهِ، وَنَسْأَلُكَهُ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ ‏*‏ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَشْكُو إِلَيْكَ ضَعْفَ قُوَّتِي وَقِلَّةَ حِيلَتِي وَهَوَانِي عَلَى الْمَخْلُوقِينَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ، أَنْتَ رَبُّ الْمُسْتَضْعَفِينَ وَأَنْتَ رَبِّي، إِلَى مَنْ تَكِلُنِي إِلَى بَعِيدٍ يَتَجَهَّمُنِي أَمْ إِلَى عَدُوٍّ مَلَّكْتَهُ أَمْرِي، إِنْ لَمْ يَكُنْ عَلَيَّ غَضَبٌ مِنْكَ فَلاَ أُبَالِي وَلٰكِنْ عَفْوُكَ أَوْسَعُ لِي، أَعُوذُ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذِي أَشْرَقَتْ بِهِ الظُّلُمَاتُ وَصَلَحَ عَلَيْهِ أَمْرُ الدُّنْيَا وَالْأٰخِرَةِ مِنْ أَنْ يَنْزِلَ عَلَيَّ غَضَبُكَ، أَوْ يَحُلَّ عَلَيَّ سَخَطُكَ، لَكَ الْحَمْدُ حَتَّى تَرْضَى وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ لَنَا إِلَّا بِكَ ‏

*‏ (daha fazla…)

0

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ’DEN İÇLİ BİR NİYAZ

-

Mehmed Kirkinci HocaefendiEy azıp sapanları hidayet eden Rabbimiz! Bizleri hidayette, sırat-ı müstakimde sabit kıl. Ey yardım isteyenlerin yardımcısı olan Rabbimiz! Bizlere yardım eyle.

Ey ümidleri kesilenlenlerin ümidi olan Rabbimiz! Ümitlerimizi kesme. Ey asilere rahmeyleyen Rabbimiz, bizlere merhamet buyur.

Ey günahkarların günahlarını mağfiret buyuran Rabbimiz, günahlarımıza mağfiret buyur, her türlü kötülüğümüzü ört. Sadık dindarlardan olduğumuz halde hayatımıza ve ol mübarek kelime-i şehadet ile nefeslerimize son vermek nasib eyle. Kalblerimizi Seninle ve Senin razı olacağın muhabbet ile doldur ve nurlandır.

Sadrımızı aç, ayıplarımızı ört, işlerimizi kolaylaştır. Yüzlerin ak ve kara görüneceği günde yüzlerimizi ak eyle, kalplerimizi pak eyle. Kabirlerimizi nurlandır, Cennet bahçelerinden bir bahçe eyle.

Günahlarımızı mağfiret buyur, kalblerimize Senin sevginden başka sevgilerin girmesine imkan verme. Muratlarımızı ve maksatlarımızı ihsan buyur.
(daha fazla…)

« Önceki  1 2 3 4 5 6