Dua Hakkında
وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَادى عَنّى فَاِنّى قَريبٌ اُجيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجيبُوا لى وَلْيُؤْمِنُوا بى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Bakara/186. Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
Allah değişik münasebetlerle kullarına olan yakınlığını ifade ettiği gibi burada da “ ben kullarıma çok yakınım” buyuruyor. Evet Allah kullarına çok yakındır ama , kul O’nu ancak, amellerinde hulusu, duygularında inkişafı… vs. ile ulaştığı mertebeye göre bilebilir. Takdir edersiniz ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) ‘in Allah’ı tanıyıp vicdanında hissetmesiyle , ümmetinden her hangi birinin – velev ki evliya bile olsa- Allah’ı tanıması bir değildir. Böyle bir konuda mühim olan kişinin bir taraftan marifetullah adına derecesini arttırması için çabalayıp, gayret göstermesi; öte taraftan da ulaşabileceği bu mertebelerin hakkını vermesi veya verebilmeye çalışmasıdır. Yani ferd, o mertebede nasıl bir irtibat içinde bulunmalı, nasıl bir duygu ve düşünce atmosferi içinde yaşamalı, nasıl bir ameller kuşağında imrar-ı hayat etmesi gerekiyorsa, onu mutlaka yapmalıdır. Aksi taktirde yüksek bir kulenin tepesinden düşüyor gibi derin bir çukura sukut edebilir.
(daha fazla…)
Son Yorumlar